Arzu BAŞARAN UYSAL -Bir kamusal mekan olarak çocuk oyun alanları

Arzu BAŞARAN UYSAL -Bir kamusal mekan olarak çocuk oyun alanları

Bir Kamusal Mekan Olarak Çocuk Oyun Alanları
Yrd. Doç. Dr. Arzu Başaran Uysal
Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Bölüm 1. Bir çocuk oyun alanı nasıl olmalıdır?
2009 yılında Çanakkale Kent Konseyi çatısı altında bir grup gönüllü kadın Çanakkale’deki çocuk parkları üzerine bir çalışma yürüttü. Ben de bu çalışmaya bir akademisyen ve bir anne olarak destek verdim. Bu çalışma sürecinde elde ettiğimiz verilerden yola çıkarak “2010-2014 Çanakkale’deki Oyun Alanlarının Geliştirilmesi Eylem Planını hazırladık. Bu çalışmanın sonuçları ve eylem planı, 2010 yılında Kent Konseyi tarafından yayınlandı. Ben bu süreçte elde ettiğimiz verileri, kendi deneyimlerimi ve gözlemlerimi üç bölümden oluşan bir yazı dizisi ile paylaşmak istiyorum. Ama öncesinde tartışmak istediğim iki soru var. Birincisi “Çocuk parkları neden önemlidir?”, diğeri ise “Bir çocuk parkında bulunması gereken özellikler nelerdir?”.

Çocukların kendi sokaklarında ve doğada oynamaları giderek zorlaşıyor !

Açık havada koşmak, oynamak bir çocuğun yalnızca fiziksel gelişimi için değil aynı zamanda kişisel gelişimi için de son derece önemlidir. Oyun, çocuğun psikolojik gelişimine, sosyalleşmesine katkı sağlar. Çocuklar oyun oynayarak problem çözme yeteneklerini ve yaratıcılıklarını geliştirirler, kısaca hayata hazırlanırlar. 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi oyunu ve rahatlamayı çocuklar için bir hak olarak tanımlamaktadır. Aslında çocuğun oynayabildiği her alan bir oyun alanıdır. Çocuklar evlerinin bahçelerinde, sokaklarında ya da mahallelerindeki boş bir arsada arkadaşları ile birlikte üstelik yaratıcı bir biçimde oynayabilirler. Bugün, özellikle küçük kentlerde büyümüş yetişkinlerin çocuklukları muhtemelen bu şekilde geçmiştir. Kardeşler, kuzenler, komşu çocukları hep birlikte tüm mahalleyi oyun alanına çevirebilmişlerdir. Ancak, ne yazık ki yaşadığımız yerler değişiyor. Artan nüfus, yapılaşma, taşıt trafiği nedeniyle çocukların kendi sokaklarında oynama şansları azalıyor. Hele büyük kentler için artık bu imkansız. Üstelik giderek daha fazla anne çalışma hayatına katılmakta, büyük aileler yerini küçük ailelere bırakmaktadır. Bu durum, çocuğun dışarıda geçirdiği zamanın daha kısıtlı olması anlamına gelmektedir. Kentleşme süreci ve değişen toplumsal yapıya paralel olarak çocukların oyun oynamaları için düzenlenmiş güvenli mekanlara olan ihtiyaç da giderek artmaktadır.

Çocuk parkları, küçük çocuğu olan ailelerin (ya da annelerin) en fazla zaman geçirdiği kamusal mekanların başında gelmektedir. Bununla birlikte çocuklar ve aileleri için son derece önemli bu mekanlar genellikle bizim kentlerimizin en ihmal edilen alanları olmaya devam etmektedir. Bunda çocukların ve kadınların kent yöneticilerine taleplerini iletememelerinin ve çocukların kentte hiçbir temsiliyetleri olmamasının payı büyüktür. Çocuklar seçimlerde oy kullanamazlar. Çocuk parklarının ihmal edilmesindeki bir diğer neden, acaba 40 yaşın üstünde ve çoğunluğu erkek olan yöneticilerin çocukluklarında oyun oynamak için bir oyun parkına ihtiyaç duymamış olmaları ya da kendi çocukları ile parka gitmemiş olmaları olabilir mi? İyimser bir tahminle yöneticiler henüz bu ihtiyacın farkında değiller ya da iki salıncak ve bir kaydırağın yeterli olduğunu sanmaktadırlar.

Çocuk dostu kentler…

Oyun alanlarının niteliği ve niceliği tüm dünyada önemli bir yaşam kalitesi göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte son yıllarda yaygınlaşan “çocuk dostu kentler” yaklaşımı çocukların yalnızca kendileri için ayrılan alanlarda değil tüm kentte güvenli bir biçimde hareket edebilmelerine vurgu yapmaktadır. Hatta bu yaklaşım çocukların kendileri için ayrılmış alanlara hapsedilmelerinin bir tür kentsel ayrışmaya neden olduğunu ve çocukları görünmez kıldığını savunmaktadır. Çocuk dostu bir kentte tüm kamusal mekanlar çocuklar da düşünülerek tasarlanmalıdır.

Oyun alanlarında güvenlik standartları ve yeni yaklaşımlar

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Almanya gibi ilk sanayileşmiş ülkelerin aynı zamanda ilk oyun alanlarının tasarlandığı ülkeler olması şaşırtıcı değildir. ABD’nde 1821 yılında Massachusett’de Latin Okulunun bahçesinde kurulan “Açık Hava Jimnastik Alanı” literatüre ilk çocuk oyun alanı olarak geçmiştir. 1837′de Almanya’da kurulan çocuk bahçeleri bunu izlemiştir. Bu ilk kurulan oyun alanları daha çok fiziksel aktivitelere olanak tanıyan ve doğal malzemeler kullanılarak tasarlanmış alanlardır. Çocuk oyun alanlarının nasıl tasarlanması gerektiği ilk yıllardan bu yana önemli bir tartışma konusu olmuştur. 1907 yılında, ABD’nde güvenli oyun alanları oluşturmayı hedefleyen Oyun Alanları Derneği (bugünkü ismi NRPA) kurulur. 20. yüzyılda kentleşme sürecinin artmasına paralel olarak oyun alanları da yaygınlaşır. Oyun alanlarında yaşanan kazalar, çocuk yaralanma riskleri güvenli oyun alanları oluşturmak için standartlaşma ihtiyacını ortaya çıkarır. Bu öncü ülkelerde oyun alanlarındaki yaralanmalar konusunda ciddi istatistikler bulunmaktadır. Özellikle 1980lerden sonra oyun elemanlarında kullanılan malzemelerin uygunluğu, oyun elemanlarının tasarım kriterleri, montajı gibi birçok parametreyi içeren standartlar geliştirilmiştir. Türkiye’de de oyun alanları standardı, Türk Standartları Enstitüsü tarafından tanımlanmıştır (TSE EN 1176). Çocuk parkları, çocukların yalnızca eğlendikleri ve fiziksel aktivitelerde bulundukları yerler olmaktan çıkıp sosyalleştikleri, yaratıcılıklarını artırdıkları, doğayı keşfettikleri yerler haline gelmektedir. Çocuk parkı dendiğinde aklımıza gelen salıncak, kaydırak, kum havuzu “geleneksel oyun alanı” olarak tarif edilmektedir. Geleneksel oyun alanları, bireysel oyuna olanak sağlamakta ve çocukların yalnızca büyük kas aktivitesi ve kaba motor gelişimine katkı sağlamaktadır. Çocukların çevrelerini keşfetmelerine olanak tanıyan “macera oyun alanı” fikri 1960lı yıllarda ABD’de ortaya çıkmıştır ve günümüzde oldukça yaygınlaşmıştır. Çocukların yaratıcılıklarını destekleyen ya da bir tema çerçevesinde geliştirilen, örneğin hayvanları ya da bitkileri tanıtan oyun alanları da bulunmaktadır. Çocuk parklarında yeniden bir doğaya dönüş söz konusudur.

Bir çocuk parkı nasıl olmalıdır?

Bu konu çocuk gelişimi, çocuk sağlığı, çocuk psikolojisi, beden eğitimi, tasarım, peyzaj mimarlığı, şehir planlama gibi çok sayıda disiplinin ortak çalışması gereken bir alandır. Değişen yaklaşımlarla birlikte tasarım kriterleri de çeşitlenmekte ,değişmektedir. Yine de çocuk parklarının tasarlanması ile ilgili temel kriterleri özetlemek mümkündür;

  • Erişilebilirlik. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk evinden çıkarak tek başına 2-3 dakikada konut
    birimindeki parka, 10 dakikada mahalle parkına gidebilmelidir.
  • Güvenlik. Kullanılan malzeme ve tasarımlar standartlara uygun olmalıdır. Parmaklıklar arasındaki
    aralıklar çocuğun başını sokmasına izin vermeyecek ölçüde olmalı gibi.
  • Çeşitlilik ve çekicilik. Farklı aktivite olanaklarını içermelidir. Neşeli, sürprizli olmalı, keşif duygusuna
    ve hareketliliğe olanak tanımalıdır.
  • Kontrol. Çocuklar ebeveynlerin gözetimi olmaksızın oynayabilmelidirler. Parkın etrafı çevrili olmalıdır.
    Ayrıca ebeveynin oturduğu yerden çocuğunu görebilme imkanı olmalıdır.
  • Karma kullanım. Farklı yaş gruplarının (yaşlılar, gençler gibi) bir arada olmasına ve görsel etkileşime
    olanak sağlamalıdır
  • Doğru malzeme. Sentetik çevre yerine olabildiğince doğal bir çevre oluşturulmalıdır. Yeni oyun
    elemanlarında ağırlıklı olarak ahşap ve doğal malzeme kullanıldığı söylenebilir.
  • Sosyalleştirici. Çocukların birbirleri ile ve çevreleri ile etkileşime girmelerine, birlikte oyun
    oynamalarına, oyun kurmalarına olanak tanımalıdır. Yalnızca çocukların değil aynı zamanda anne, baba, büyükann ve dedelerin de sosyalleşmesine katkı sağlamalıdır.
  • Peyzaj. Çocuk oyun alanları bir kentin yeşil alan sistemi içerisinde tasarlanmalıdır. Yürüme ve bisiklet
    yolları ile desteklenmelidir. Kentin yeşil alan sistemine paralel olarak oyun alanları da mekânsal ve işlevsel olarak
    farklılaşabilir.
  • Kullanıcı talepleri. Parkların tasarlanmasında iklim, topoğrafya gibi fiziksel faktörler kadar önemli bir
    diğer konu ise kullanıcıların talepleridir. Kültürel farklılıklar, alışkanlıklar parkların tasarımında dikkate alınmalıdır.

Çanakkale’de kişi başına kaç m2 oyun alanı düşüyor?

Kişi başına düşen oyun alanı, kentlerdeki yaşam kalitesini anlayabilmemiz açısından önemli bir göstergedir. Kişi başına ne kadar çocuk oyun alanı planlanması gerektiği ülkeden ülkeye değişmektedir. Alman standartlarına göre, 150-200 kişi/hektar yoğunluklu bir mahallede kişi başına 0.5 m2/kişi oyun alanı düşecek şekilde planlama yapılmalıdır. Fransa’da kişi başına 5 m2, İngiltere’de kişi başına 6-8 m2 çocuk oyun alanı ayrılmaktadır. Türkiye’de imar mevzuatında oyun alanları ile ilgili doğrudan bir kriter bulunmamaktadır. Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik (1985 ve değişiklik 1999) nüfusu 45 000 ile 100 000 arasındaki kentlerde kişi başına 1 m2 kreş+ anaokulu alanı ve 10 m2 aktif yeşil alan standardı belirlemektedir. Oyun alanlarının yeşil alan sistemi içerisinde düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Türkiye kentleri için yapılan araştırmalarda ise kişi başına düşen oyun alanı miktarı için 1 m2/kişi ile 2,5 m2/kişi arasında değişen öneriler yapılmaktadır.

Çanakkale’de, Çanakkale Belediyesi tarafından düzenlenmiş olan 70 adet oyun parkı bulunmaktadır. Site içerisindeki ve kreşlerdeki oyun alanları bu çalışma kapsamında değerlendirilmemiştir. Çanakkale kenti için yapılan analizde kişi başına düşen oyun alanı miktarı (2009 verilerine göre) 0,15 m2/kişi olarak hesaplanmıştır. Siteler ve kreşlere ait oyun alanları da dikkate alındığında bu miktar biraz daha artacaktır ancak yine de oyun alanı miktarının çok yetersiz olduğu ortadadır. Kentin yeni gelişme alanı olan Esenler Mahallesi oyun alanı miktarının en yüksek olduğu mahalledir (0,25 m2/kişi) ve onu Cevatpaşa Mahallesi (0,18 m2
/kişi) izlemektedir.

Çanakkale’deki oyun alanlarını erişebilirlik açısından değerlendirdiğimizde daha olumlu bir tablo ortaya çıkmaktadır. 400m yürüme mesafesi esas alındığında kent genelinde hemen hemen tüm konutların yürüme mesafesinde bir çocuk oyun alanına erişilebildiği görülmektedir. Hatta konutlar büyük oranda birden fazla çocuk oyun alanına erişebilir konumdadır. Ancak Çanakkale için asıl sorun çocuk parklarının çeşitlilik ve fiziksel aktiviteye olanak sağlayacak büyüklükten yoksun olmasıdır. 100 m2‘nin altında 9 adet, 100 m2 ile 250 m2 arasında 41 adet oyun alanı bulunmaktadır. Bu durum kentteki oyun alanlarının yaklaşık %70′inin çocukların aktif etkinliklerine olanak sağlayacak büyüklüğe sahip olmadığını göstermektedir.

Bölüm 2. Çanakkaleliler, kentteki oyun alanları hakkında ne düşünüyorlar?

Çanakkale’de belediye tarafından düzenlenmiş ve bakımı yapılan 70 oyun alanı bulunmaktadır. Kent Konseyi, Çocuk Oyun Alanları Çalışma Grubu, Belediyenin sorumluluğundaki 70 parkta inceleme ve tespitler yaptı. 2009 yılında yapılan tespitler oyun elemanlarının çeşitlilik açısından çok yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Oyun alanlarının neredeyse tamamı salıncak, kaydırak ve tahterevalli ’den oluşmaktadır ve sınırlı sayıda oyun elemanına sahiptirler. Oyun alanlarının düzenli bakım-onarımı ve temizliği konusunda yetersizlikler vardır. Birçoğunda ağaçlandırma, aydınlatma, çöp kovası, bank gibi donatılar yetersizdir. Parklarda kırık, bozuk, eskimiş oyun elemanları bulunmaktadır.

Parklardaki oyun elemanları, demir, fiberglas, polyester, polietilen malzeme kullanılarak üretilmişlerdir. Demirden yapılan oyun elemanları zamanla paslandığı, kesici uçlarının açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Drenaj sistemi olmayan oyun alanlarının zemininde su birikmesi problemi yaşanmaktadır. Ayrıca, oyun elemanlarının zemine iyi sabitlenmemiş olması, kaydırağın zeminden yüksek olması, salıncakların zemine yakın olması gibi problemler tespit edilmiştir. Çevresinde taşıt trafiği olan 8 çocuk parkının etrafında çocukların yola çıkmalarını engelleyecek bir önlem alınmamıştır.

Her mahallede iyi ve kötü oyun alanları vardır. Bir başka ifadeyle oyun alanlarının niteliği mahalleden mahalleye değişmemektedir. Ama sorunlar mahallelere göre farklılaşmaktadır. Örneğin Esenler Mahallesindeki parklar daha fazla aydınlatma ve ağaçlandırmaya ihtiyaç duyarken, İsmet Paşa’daki oyun parklarında daha fazla donatı alanına, Barbaros’ta ise daha fazla temizlik ve bakım-onarım hizmetine ihtiyaç duyulmaktadırlar. Oyun elemanlarındaki kırılma ve bozulmalar daha çok eskimeye bağlıdır. Büyük çocukların kullanımına bağlı olarak yıpranmanın arttığı söylenebilir. Bilinçli bir tahrip etme eyleminin izlerine rastlanmamıştır. Bu kent yaşamının güvenliği açısından son derece olumlu bir tespittir.

Kent merkezindeki üç mahallede (Kemalpaşa, Namık Kemal ve Fevzipaşa) birer oyun alanı vardır. Ticaret fonksiyonunun yoğun olduğu ve konut alanlarının sınırlı olduğu Kemalpaşa ve Namık Kemal Mahalleleri için bu miktarın yeterli olduğu söylenebilir. Ancak büyük oranda konut alanı olan Fevzipaşa Mahallesi için bir oyun alanı yetersizdir. Sarıçay kenarında hiçbir donatısı olmayan bu oyun alanı özellikle nitelik açısından da oldukça yetersizdir (Bu oyun alanı 2010 yılında sökülmüş, daha sonra 2012 yılında Zafer Meydanı’na küçük bir oyun modülü konmuştur). Fevzipaşa Mahallesi için 2012 yılında yapılan iki çalışma, mahallelinin çocuk oyun alanı ve spor olanakları konusunda önemli talepleri olduğunu göstermektedir.

Kullanıcıların çocuk parkları hakkındaki düşünce ve görüşlerini öğrenmek amacıyla 65 çocuk parkında, 205 çocukla ve 128 ebeveyn ile toplam 333 anket yapılmıştır. 5 çocuk parkında kullanıcı bulunmadığı için anket yapılamamıştır. Yapılan anketlerin sonuçları da çalışma grubunun oyun alanlarındaki tespitlerini desteklemektedir. Çocuklarını oyun alanına getiren 128 yetişkinin %38,3′ü oyun elemanlarını çeşitlilik açısından çok yetersiz, %30,5′i oyun elemanlarını güvenlik açısından çok yetersiz, %39,8′i oyun alanını bakım ve temizlik açısından çok yetersiz, %47,7′si ise oyun alanını donatılar açısından çok yetersiz bulmuşlardır. Ebeveynler ile yapılan anket sonuçları oyun alanlarının yenilenmesinde önemli ipuçları vermektedir. Hatta kullanıcı davranışı mahalleden mahalleye değişebilmektedir.

  • Çocuklar oyun alanlarına büyük oranda anneleri (%61) ve babaları (%20) ile gelmektedirler. Anne ve babaları,
    dedeler izlemektedir. Çocukların babaları ile parka gelme oranı her mahallede düşüktür ama Barbaros Mahallesinde
    bu oranın çok daha düşük olduğu görülmektedir.
  • Ebeveynlerin o an bulundukları parkı tercih etme nedenlerinin başında (%76) eve yakın olması gelmektedir.
    İkinci tercih nedeni okula yakınlıktır.
  • Ebeveynler parkları bir sosyalleşme mekanı olarak da kullanmaktadırlar. %49,2′si oyun alanlarında diğer anne
    babalar ile her zaman , %38,9′u bazen sohbet ettiklerini söylemektedir.
  • Ağaçlandırma (gölge), oturma birimi, tuvalet ve çeşme en fazla talep edilen donatılardır.
  • Esenler’de çocuklar her gün, Cevatpaşa’da, İsmetpaşa’da ve Barbaros’ta haftada birkaç gün çocuk parkına
    geliyorlar.
  • Çocuklar bütün kentte çoğunlukla öğleden sonraları parka gidiyorlar. Çocukların parkta kalma süresi
    Esenler’de ve Cevatpaşa’da 1-2 saat, Barbaros’ta ise 30 dakika-1 saat arası.

128 yetişkine “Bu parkın daha iyi olması için neler yapılmasını istersiniz?” sorusu yöneltilmiştir. Alınan cevaplar, verilme
sıklığına göre aşağıda sıralanmıştır.

  • Aydınlatma (48)
  • Oyuncaklar yenilenmeli /daha çok, çeşitli ve yaratıcılığı geliştiren oyuncaklar (45)
  •  Bank (38)
  • Zemin düzenlenmeli, kum temizlenmeli (25)
  • Temizlik (24)
  • Çöp tenekesi (22)
  • Bakım-onarım (20)
  • Çevresi çit ile çevrilmeli (19)
  • Ağaçlandırma/gölgelik (13)
  •  Gece güvenliği (12)
  •  Güvenli oyun elemanları (11)
  • Büyükler için spor aletleri (10)
  •  Park tümüyle yeniden düzenlenmeli (9)
  • Çevre düzenlemesi (8)
  •  Çeşme (8)
  • Yaş grubuna uygun oyuncak (5)
  • Masa (5)
  • Tuvalet (5)
  •  Köpek girişi engellenmeli (2)
  •  Mini futbol sahası/küçük basketbol potası (2)

Ebeveynler ile yapılan görüşmelerde oyun elemanlarının yenilenmesi ve donatı alanlarının eksikliği konuları ön plana
çıkmaktadır. Ebeveynlerin bank yanı sıra masa talep etmeleri, tuvalet ve çeşme istemeleri, gölgelik alanlar ihtiyacı,
kendileri için spor aletleri istekleri aslında oyun alanlarında daha fazla süre geçirmek istediklerinin bir göstergesi olarak
yorumlanabilir. Anne-babalar daha kontrollü ve güvenli alanlarda çocukları oynarken kendileri de oyun alanlarında
nitelikli zaman geçirmek istemektedirler.

Peki çocuklar ne istemektedirler?

65 parkta 3 ile 7 yaş arasında 205 çocuk ile anket yapılmıştır. 205 çocuğun %31.2′si oyun alanlarını yeterli, %32.7′si ise bazı eksikleri olduğunu düşünmektedir. %22.9′u ise hiç yeterli bulmamaktadır. Çocuklara “En çok hangi oyuncakta oynamayı seviyorsun?” diye sorduğumuzda, neredeyse tamamı salıncak ve kaydırak diye cevaplamıştır. Acaba başka seçenekleri olmadığı ya da başka bir oyun elemanı görmedikleri için olabilir mi? Bunun cevabı “Bu parkta en çok hangi oyunu oynamayı seviyorsun?” sorusuna verilen yanıtlarla açıklanabilir. Çocuklar, oyun alanlarında genellikle arkadaşları ile birlikte grup oyunlarını (kovalamaca, saklambaç, kum ebesi, evcilik, top gibi) oynadıklarını söylemektedirler. Bu durum, özellikle 5 yaş üstündeki çocukların parktaki oyun elemanları ile oynamayıp, bu alanı diğer çocuklarla oynayabilecekleri bir mekan olarak kullandıklarını göstermektedir. Çocuklar büyük oranda (%85) parkta arkadaşlar ıolduğu ve birlikte oynadıklarını söylemektedirler. “Hayır parkta hiç arkadaşım yok” diyen çocuk oranı % 6,3′tür ve bu çocukların büyük kısmı Esenler’de oturmaktadır. Esenler Mahallesi’nin yeni gelişen bir konut alanı olması muhtemelen bu sonucu ortaya çıkarmaktadır. Sevindirici bir biçimde, oyun alanları yetersiz olsa bile, çocuklar sosyalleşmekte ve birbirleriyle oynayabilmektedirler. Hatta kent çocuklara yalnız başlarına oyun alanına gelebilme fırsatı yaratacak ölçüde güvenlidir. Görüşülen çocukların %43′ü tek başına, kardeşleri ile ya da arkadaşları ile oyun parkına geldiklerini ifade etmişlerdir. Bu oran Esenler ve Barbaros’ta yükselmektedir. Çocuklara “Bu parkta sevmediğin bir şey var mı?” diye sorulmuştur. En çok tekrar eden cevapları şu şekilde sıralamak mümkün;

  • Sevmediğim bir şey yok ya da cevap yok ( 89)
  •  Oyuncaklar kırık, bozuk, yüksek, alçak (66)
  • Temiz değil, yerlerde cam kırıkları var (17)
  • Yerler çamur, düz değil, düşünce acıtıyor (9)
  • Köpeklerden korkuyorum (3)
  • Geceleri ıssız, korkutucu (2)

Çocuklara yönelttiğimiz “Nasıl bir çocuk parkı istersin?” sorusu genelde cevapsız kalmıştır. “Bu parkta hangi
oyuncakların olmasını istersin?” sorusuna verilen cevaplar sıklık derecesine göre aşağıdadır.

  • Yanıt yok (44)
  • Dönme dolap (31)
  • Salıncak / korumalı salıncak (30)
  • Kaydırak/daha büyük/üstü kapalı (24)
  • Oyuncak at / atlı karınca (18)
  • Kum / kum havuzu (17)
  • Tren /araba (17)
  • Gondol (17)
  • Top sahası/kale/basket sahası (13)
  • Zıp zıp (13)
  • Tahterevalli (13)
  • Havuz / su (9)
  • Oyuncak ev / gemi (8)
  • Kay kay (7)
  • Çimen/çiçek/ağaç (6)

Çocuklar doğal olarak bildikleri, gördükleri oyuncakların çeşitlenmesini istemektedirler. Daya büyük kaydırak, kapalı
kaydırak, ejderhalı kaydırak gibi çeşitlemeler yapılmaktadır. Ayrıca lunapark ve alışveriş merkezlerinde gördükleri oyun
alanlarından esinlenerek yeni oyuncak önerilerinde de bulundukları (çarpışan araba, balerin, top havuzu gibi) izlenmektedir. Bunun dışında fiziksel aktivite olanağı sunan alanlar (futbol sahası, basketbol sahası, kay kay, zıp zıp ve havuz gibi) sıklıkla çocuklar tarafından talep edilmektedir.

Bölüm 3. Çanakkale’deki oyun alanlarının geliştirilmesi için neler yapılabilir?

Kent Konseyi altında faaliyet gösteren Çocuk Oyun Alanları Çalışma Grubu 2009 yılında, Çanakkale Belediyesi, Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile işbirliği yaparak bir eylem planı hazırladı. 2010-2014 yılları arasında kentteki oyun alanlarının aşamalı bir biçimde yenilenmesini ve geliştirilmesini öngören bu Eylem Planı dört temel strateji içermektedir. Stratejiler ve bu stratejiye bağlı olarak önerilen eylemler aşağıda özetlenmektedir;

(1) Mekânsal yeterliliğin sağlanması

  • Kişi başına düşen çocuk oyun alanının artırılması,
  • Her mahalle için yeterli miktarda oyun alanı ayrılması,
  • 250 m2‘den küçük oyun alanlarının genişletilmesi,

(2) Mekânsal ve işlevsel kademelenme

  • Kent, mahalle ve semt gibi farklı ölçeklere hizmet eden farklı büyüklükte oyun alanları tasarlanması ve bu
    parkların ölçeklerine göre işlevlendirilmesi,
  • Yoğun kullanılan oyun alanlarının, oyun elemanı ve donatı açısından yeniden değerlendirilmesi,

(3) Yaratıcılığı artıracak ve sosyalleşmeyi sağlayacak tasarımlara yer verilmesi

  • Oyun elemanları çeşitlenmesi, sayılarının arttırılması ve oyun alanlarının farklı aktiviteler içerecek şekilde
    tasarlanması,
  • Oyun alanlarında farklı yaş gruplarına hitap edecek oyun elemanlarına yer verilmesi,
  • Donatıların (aydınlatma, oturma birimi, çeşme, tuvalet, çöp kovası, gölgelik gibi) geliştirilmesi,

(4) Çocuk oyun alanlarının ve elemanlarının güvenlik standartlarına uygun hale getirilmesi

  • Oyun elemanlarının kullanılan malzeme, tasarım ve montaj açısından standartlara uygun hale getirilmesi,
  • Zemin düzenlemelerinin yapılması,
  • Düzenli bakım-onarım ve temizliğin sağlanması,
  • Peyzaj düzenlemesi,
  • Engelli çocuk ve yetişkinlerin oyun alanlarına erişimi ve oyun alanlarını kullanmalarına yönelik düzenlemeler
    yapılması,

Güvenli olması sıkıcı olmasını gerektirmez

Eylem Planı’ndaki bazı kararları biraz daha açıklamakta fayda olacağını düşünüyorum. Ebeveynleri en fazla endişelendiren konu olan güvenlik konusundan başlayalım. Öncelikle, oyun alanlarında kullanılan oyun elemanları, oyun elemanlarının yer seçimi, montajı ve zemin standartlara uygun olmalıdır. Ama parkın güvenli olması heyecansız olması anlamına gelmemelidir. Çocuklara risk alma fırsatı yaratılmalıdır . Bazı uzmanlar, Türklerin Avrupa toplumlarına göre daha korumacı olduğunu düşünmektedir. Ben bu saptamayı çok ilginç buluyorum ve benim gözlemlerim de bu yönde. Çocuğun üstü kirlenecek diye kaymasına izin vermeyen dedeye, terleyecek diye koşmasına izin vermeyen babaya, düşebilir diye tırmanmasına izin vermeyen anneye hemen her parkta rastlamak mümkün.

Oyun alanları herkes için sosyalleştirici olmalı

Üzerinde tartışılması gereken bir diğer konu ise “karma kullanım” olarak ifade edilen tasarım ilkesidir. Oyun alanları farklı yaş gruplarının (yaşlılar, gençler gibi) bir arada olmasına ve görsel etkileşime olanak sağlamalıdır. Çanakkaleli bazı ebeveynler, oyun elemanlarının küçük çocukların kullanımına uygun olmadığını, büyük çocukların hareketliliklerinin küçük çocuklarına zarar vermesinden endişelendiklerini dile getirmişlerdir. Bunun çözümü çocukları ve gençleri her yaş grubuna göre birbirinden ayırmak değildir. Ama oyun alanı yeterince geniş olabilirse, her yaş grubuna hitap eden oyun elemanı ve aktiviteler yer alabilir. Oyun alanlarında, çocuklar yalnızca birbirleri ile değil anne babaları ile de oynayabilmeli.

“Engelli çocuk parkı” fikri yanlıştır ve ayrımcıdır

Çocuk parkları, engelli çocukların sosyalleşmeleri ve kaynaşmaları için önemli bir fırsattır. Bu nedenle yalnızca engelli çocukların gidebileceği bir oyun alanı, onları toplumdan ayırmak ve etiketlemek anlamına gelir. Tüm çocuk parkları, engelli çocukların ve bireylerin kullanımına uygun olmalıdır. Bir parkı, bebek arabası ile erişilebilir hale getirdiğimizde aynı zamanda tekerlekli sandalyeli çocuklar için de erişilebilir hale getirmiş oluruz. Etrafı çit ile çevrili bir park, fiziksel açıdan sağlıklı ancak duyularını tam olarak kullanamayan, duyamayan, göremeyen, tehlikeleri fark edemeyen, anlayamayan çocuklar için güvenli bir ortam sağlayacaktır. Parkta bir denge tahtası farklı gelişen çocuklar için eğlenceli olabilir. İyi tasarlanmış güvenli bir park engelli çocukların kendilerini geliştirmeleri ve sosyalleşmeleri için bulunmaz bir eğitim aracıdır. Engelli çocukların ve annelerinin fikirlerinin, taleplerinin alınması kesinlikle ufuk açıcı olacaktır.

Doğa ile iç içe olmak

Oyun alanları, çocukların yapılaşmış alanlardan kurtularak doğal çevrede oynamalarına ve doğayı keşfetmelerine olanak tanır. Çanakkale’de en fazla kullanılan oyun parklarının başında Halk Bahçesi’nin olması yalnızca merkezi bir konumda olmasının sonucu değildir. Bunda büyük ve ağaçlıklı tek alan olmasının ve aileye de burada uzun zaman geçirme fırsatını vermesinin payı vardır. Halk Bahçesine giderseniz, çocuğunuz salıncağa binebilir, koşturabilir, zıp zıpa binebilir. Sizde çayınızı içerek, arkadaşlarınızla sohbet edebilirsiniz. Tuvalet vardır. Uzun süre burada vakit geçirebilirsiniz. Çanakkale’deki her parkın bu kadar büyük olması çok güzel olurdu tabii- beklenemez, ama en azından her mahallede bir büyük park olabilir. Esenler’deki Özgürlük Parkı’nda ağaçlar henüz çok genç. Bu nedenle bu parkta daha uzun süreler geçirilebilmesi için bir an önce gölgelikli alanlar oluşturmak gerekiyor. Sarıçay kıyıları, tüm kentliye hizmet edecek önemli bir rekreasyon alanı potansiyeline sahip. Sarıçay’ın yaya yolu ve otopark ihtiyacı gerekçesi ile betonlaştırılmaması, tam tersine kentin ekolojik sitemine katkı sağlayacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Gelişmiş Avrupa kentlerinin ortalarında hiç dokunulmamış, doğal habitatın korunduğu, kentlinin toprak yollarda yürüdüğü büyük yeşil alanlar örnek alınabilir. Ben ayaklarımızın biraz çamur olmasında bir sakınca olmadığını düşünüyorum.

Son olarak…

Çanakkale, kamusal açık alanların düzenlenmesi açısından yetersizlikler içerse de hala birçok açıdan şanslıdır ve potansiyellere sahiptir. Gerçekten doğal alanlara, deniz kıyısına, çam ormanlarına az bir çaba ile hala eğer arabanız varsa kısa sürede ulaşabiliyoruz. Ama kent gittikçe mekânsal olarak büyümekte, nüfus artmakta ve kent içinde yapı yoğunlukları yükselmektedir. Nitelikli oyun alanlarına giderek daha fazla ihtiyaç olacaktır.

“2010-2014 Çocuk Oyun Alanları Eylem Planı”, Çanakkale Belediye Meclisine sunulmuş ve oldukça olumlu karşılanmıştır. Park ve Bahçeler Müdürlüğü 2010 yılından itibaren Eylem Planı’nı uygulamaya koyduğunu açıklamıştır. 2013 yılı itibariyle kentte her mahalleden olmak üzere 22 oyun parkı yenilenmiştir. Bazı parklarda farklı oyun elemanları kullanılmıştır. Çocukların “teleferik” ismini verdiği oyun elemanı (Halk Bahçesi ve Özgürlük Parkı’nda) önünde uzun kuyruklar oluşturmaları ve küçüklerin annelerin tüm karşı koymalarına rağmen teleferiğe binmedeki ısrarlarını ben heyecanla gözlemledim. Hatta zihinsel engelli küçüklerin de teleferiğe binmekten zevk aldıklarını izledim. Düzeneğin biraz daha alçak olması, annelerin endişelerini hafifletebilir! Kordon Düzenlemesinde uygulanan oyun sokağı ve yürüme aksına yerleştirilen heykel-oyun elemanları Çanakkale Belediyesi’nin kamusal mekanlarda çocukları da dikkate alması açısından önemli örneklerdir. Şüphesiz iyi örneklerin artması ve daha da geliştirilmesi gerekmektedir.

17 Haziran 2016
2.639 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?